Lunawar
  • ANASAYFA
  • eiffel

    Pazar 3 Ocak 2010

    yeniyıl tatili bitti gitti göz açıp kapayıncaya.. kalan zamana belki bir film sığdırabilirim..

    bu yandaki resim aslında Paris’ten gelen bir magnetin üzerinden..

    tam da Ice Hotel yaram kaşınmaya başlamışken Nell 3 günlük Paris gezisinden bana o magneti getirmiş..

    (Ice Hotel’de kalmak değil çalışmak istiyorum.. inşaatında yani.. buzların içinde..)

    bakınca içlendim tabii..

    hayallerimden biri çünkü gidip Champs Elysées’deki insanların ve Eiffel’in çekebildiğim kadar fotoğrafını çekebilmek..

    şöyle güzel bir yere konuçlanmak ve günün her saatinde, yağmurda ve karda.. Eiffel’in yüzlerce fotoğrafı..

    çocukluğumda Nice’da yaşamayı hayal ettiğimi saymazsak başka da derdim yok Fransa’yla ilgili.. ne peynir ne şarap ne çikolata..

    sadece Eiffel ve fotoğraflar..

    sucuk peşinde..

    Salı 13 Ekim 2009

    BellekKutusu’nda gördüğüm şu yazının ardından heralde gitmeseydim, rahatım kaçardı.. fikri sunduğum hemen herkes geldi.. Win, Momo, Tijin, Annie, Suiwar.. süper bir ekipti.. pazar 12:00 vapuruyla Kabataş iskelede buluştuk.. o kadar kalabalıktı ki, ek sefer koydular..

    adaya vardığımızda manastıra kadar yürümeye karar verdik, aslında yürümek istemeseydik de o kalabalıkta faytona binmemiz de pek mümkün gözükmüyordu..

    hava sıcak, yolumuz uzundu.. Yücetepe Kır Gazinosu’na vardığımızda artık hepimiz iyice acıkmıştık.. manastıra bile uğramadan hemen bir masa bulduk ve yemek sırasına girdik.. orada memnun kalmadığımız tek şey bu sıra oldu.. diğer günlerde de olan birşey mi bu bilmiyorum ama yemek almak biraz eziyetli geldi bize.. müşteriler siparişlerini vermek ve yemek almak için sıraya giriyorlar.. çok kalabalık olduğu için yorucu bir sıraydı.. yarım saatten fazla sürdü.. ama mutlu son için değerdi doğrusu..

    bu bekleyişin ardından, manzaraya karşı, ağaçların altında nefis bir yemek yedik.. Bağcı’nın kırmızı ve beyaz şarabını satıyorlar ve bence kırmızı olan çok lezzetliydi.. bol baharatlı taze sucuğu, taze ekmek ve çoban salata eşliğinde yerken mutluluktan gözlerim yaşardı.. kışın tekrar gelmek üzere planlar yapıldı..

    bu not sevgilime; ada yolculuğu sandığım kadar sıkıcı değilmiş.. kışın tekrar tekrar gidebiliriz diye düşünüyorum.. yolda bulmaca çözüp, kar kıyamette şarap içip sucuk yeriz..

    Deep Restaurant

    Cuma 24 Nisan 2009

    geçenlerde bir yazıda demiştim ya değişiklikleri sevmem.. yıllardır yemeğimi aynı restaurantta yerim diye.. (tabii istisnalar var.. ama bahsedeceğim yer beni hiç hayal kırıklığına uğratmadı..) madem böyle dedim.. bahsetmek farz oldu..

    bir önceki seneyi hatırlamıyorum ama geçen sene 23 Nisan bana yaramıştı.. bisiklet tepesinde güzel bir gün geçirmiştim.. bu sene de evde bilgisayar başında pineklerken, kuzenim dedi ki.. hadi Taksime gel, sana Deep’te yemek ısmarlayayım..

    süper bir teklif..

    Deep Restaurant’a kaç senedir gidiyoruz bilmiyorum ama kuzenler olarak bizim için Taksim’de düşünmeden gidilecek tek yer.. sanıyorum hayatımızda 8-9 senelik geçmişi var.. aynı restaurantta aynı yemeği yiyen psikopat italyan tetikçiler gibiyiz..her gittiğimizde ezberlediğimiz menüyü baştan sona okur, sonra da birbirimize “sen ne yiyeceksin” diye sormaya başlarız..

    Deep, tahta sandalye masaları ve mavi beyaz ekoseli örtüleri ile benim için herzaman en güzel dekorasyon ödülüne adaydır.. masalarda denizci fenerleri, duvarlarda denizcilikle ilgili binbir obje ve resim vardır.. genelde sakin müzikler çalar.. bazen fransızca bişiler.. bazen tribal bişiler.. küçük bir mekan olmasına rağmen masalar sıkışık ve küçücük değildir.. yemeğiniz bitse de kimse gözünüzün içine “ne zaman kalkacaksınız” der gibi bakmaz.. hesap geldiğinde de hiçbir süprizle karşılaşmassınız..

    benim favori yemeklerim.. en başta.. “çıtır tavuk salata”.. salata deyip geçmeyin.. oldukça doyurucudur.. “iki katlı kaşarlı schnitzel” efsane gibidir.. hatta yediğim en güzel fish&chips de Deep’te yapılır.. sosu muhteşemdir.. meraklısına bir çok restaurantta karşılaşamayacağı kadar seçenekte sosis de var.. resimde gördüğünüz “ızgara sebze ve pesto sos ile hazırlanmış tavuklu wrap”.. yemekler kocaman tabaklarda ve ya kızarmış patates ya da haşlanmış sebze ile servis yapılır.. her zaman için yiyebileceğinizden fazlası vardır.. ve içecek konusunda ise.. meşrubatların ve kahvelerin yanında yaklaşık beş çeşit bira ve en az on çeşit şarap seçeneği mevcut..

    Deep’e gitmek için, İstiklal Caddesinde sağda 2. araya (AkSanat’ın sokağı) giriyorsunuz.. 50 metre sonra o sokak dörtyol ağzı oluyor.. sol karşı köşede Deep mavi beyaz örtülü masalarıyla sizi bekliyor.. (yazın kapısının önündeki küçük bahçede de oturabiliyorsunuz..)

    açık adres ise.. Kurabiye Sk. No:2

    212-243 44 83