Lunawar
  • ANASAYFA
  • dışarda

    Çarşamba 11 Kasım 2009

    bu haftasonu iki kez rüyamda kendimi Fethiye’de gördüm.. evet aç tavuk - buğday ambarı ilişkisi..
    yaptığım işler nereye gidiyor merak ediyorum..
    hani burda, masa başında, tam sekiz saat.. haftada beş gün.. sonra ev..

    dağlara doğru dalıp giderken bile daha üretken olduğumu hissediyorum..

    o zaman beynimi, gözlerimi, ellerimi, ayaklarımı bağlayan hiçbirşey olmuyor çünkü..

    o mis gibi kokuyu.. o mis gibi sesi.. o mis gibi sessizliği özledim..

    şimdi ne güzel rüzgar esiyordur dışarda..

    döndüm..

    Pazar 27 Eylül 2009

    nerde kalmıştık..

    evet, ben sessiz sedasız gitmiştim..

    sevgilimi de alıp çook uzaklara..

    bu sene bayram en çok bana geldi.. yandaki resimde sevgilim ve ben Şeytan Sofrası’ndan gün batımını izliyoruz.. öncesinde de Kıvanç Ocakbaşı‘ndaydık.. Sonrasında Hanlar’a piknik yapmaya gittik.. sonra Fethiye.. Momo’nun bahçesinden yeşil mandalina (dondurup kolaya buz olarak atmak için), karpuz ve biraz da sebze topladım.. biraz Göcek.. Kaya Köy ve Gemile.. dün, yani cumartesi akşamı İstanbul’a dönmüş bulunuyorum.. sanki Fethiye’den buraya koşmuşum gibi her kemiğim ayrı ayrı sızlıyor.. pişman değilim.. yolda olmak ayrı bir keyif.. yorgunluklara değiyor.. ne kitap okuyabildim ne de internete girebildim.. zaman su gibi akıp geçti.. bol bol yedim.. bol bol içtim.. fotoğraf çekmeye bile ne vakit bulabildim ne elim vardı.. varsa yoksa muhabbet.. ne güzel de ettim.. şimdi anlatacağım.. sırayla..

    yalnız demeden edemeyeceğim.. geldiğimde dehşete kapılmama bir sebep yeni sansür haberleri oldu.. aklımızı kaçırmış olmalıyız.. böyle hiçbirşey yapmadan durarak.. biliyorum, herkes her istediği siteye girebiliyor.. birçok insan yasaktan etkilenmiyor.. ben bile bazen Youtube’un hala (!) kapalı olduğunu unutuyorum.. erişimimde sorun yok.. başta eğlenceli gelebilir belki yasakları deliyor olmak.. yasakların engel oluşturmuyor olması.. küçükken gizli gizli biryerlere gitmek, gizli gizli sigara içmek gibi.. ama zaman geçtikçe anlamını yitiriyor bu gizlilik.. öğrenmek ve paylaşmak özgüre gerçekleştirilemedikten sonra bir toplum içerisinde yaşıyor olmanın anlamı nedir? o demokratikler bizler değil miydik?

    biber

    Salı 21 Temmuz 2009

    şu yandakiler benim bu sene ki ilk balkon hasatım..

    Eminönü’den aldığım 5 biber fidesinin verdikleri.. hala üzerlerinde çiçekler ve daha olgunlaşmamış biberler var.. ne yazık ki organik değiller.. ama en azından benim balkonuma geldikten sonra herhangi bir ilaçla karşılaşmadılar..

    sevgilim tadlarını çok sevdi.. çıtır çıtır körpecik.. bir iki dilim peynirle mideye gönderdi..

    ben en çok toplamayı sevdim..

    verdiğim emeği sevdim..

    emeğimin karşılığını almayı sevdim..

    tabii yine Fethiye hayalleri.. tatlı rüyalar..

    scamper

    Pazartesi 15 Haziran 2009

    daha önce Igor‘dan bahsedeceğimden bahsetmiştim.. biliyorum.. ama zaten çok da etkilendiğim söylenemez.. tabii üzerinden zaman da geçince.. silik bir anı oldu benim için.. ama etkisi daha yeni izlemişim gibi olan bir karakter vardı.. şu en soldaki.. Scamper (nam-ı diğer Steve Buscemi) .. Igor tarafından deneylerde kullanılmış ve ölümsüz yapılmış bir depresif tavşan kendisi.. şimdi bunca zaman sonra nerden geldi aklıma tüm film nerdeyse silinmişken aklımdan.. bir düşüneyim.. bu tavşancık mutsuz ve sıradan hayatına son verme yürekliliğini gösterebiliyor.. (şurdan bir miktar izleyebilirsiniz..) çünkü zaten yapabileceği pek de birşey yok.. bulutların gölgesine mahkum edilmiş “kötü bilim adamları”yla ünlü bir şehirde, kötü bilim adamı özentisi Frankenstein’ın çırağından bozma bir Igor ve kendi ismini bile doğru düzgün yazamayan bir Brian (gerçek adı tabi ki de Brain) ile yaşamaya mahkum.. o da kendince tek çıkar yol olan her şekilde ölümü deniyor.. bıkmadan usanmadan yaptığı tek şey bu..

    ben ise burda hep hayal kuruyorum.. işte tüm mesele burdan çıktı.. klavyeyle birilerinin suratını dağatmayı.. makası birilerinin karnına saplamayı.. sonra da gidip Fethiye’de domates yetiştrirmeyi hayal ediyorum.. bu kadar vahşetin üzerine huzurlu bir hayat kurulur mu derseniz.. kurulurmuş gibi geliyor nedense.. sanki olur muş gibi.. birşey söylemeden çekip gitme olgunluğuna erişemedim belki.. bilemedim şimdi..

    domatesler de çiçek açtı bu arada.. tembelliği bırakıp resimlerini çekicem.. biberlerin de..