Lunawar
  • ANASAYFA
  • hindi zahra aşk doğum günü v.s.

    Çarşamba 9 Şubat 2011

    06 Şubat akşamı için sevgilimin bir süprizi vardı bana..akşam hazırlanıp Taksim’e gittik.. o arada bir konser olduğunu öğrendim.. pazar gününün depresif hali ve pazar rehaveti heyecanlanmamı engelledi.. zaten çok gitmek istediğim biri olsaydı haberim olurdu değil mi?

    peki ya çok gitmek istediğim biriyse ve konser tarihi değişmişse..

    Babylon’a girene kadar haberim olmadı Hindi Zahra konserinden, oysa 8-9 Şubatta iki konser verecekti ve ben gitmeyi o kadar çok istiyordum ki..

    Hindi Zahra hakkında ne söyleyebilirim emin değilim.. aslında belki o duygu yoğun halimle yazmalıydım ama pazar akşamı olunca ve ben çılgın bir iş haftasına başlayınca yazamadım gitti.. şimdi de bir sırt ağrısıyla yazıyorum ama yazmam lazım.. kendime saklayamayacağım kadar güzeldi çünkü..

    Hindi Zahra biraz geç çıktı sahneye ama daha ilk dakikadan ele geçirdi herkesi.. müztevazi hali, kendini kaybedercesine dans edişi ve benim o zamana kadar çoktan hatmettiğim şarkılarıyla muhteşemdi.. ama öyle iki şarkı vardı ki daha önce duymadığım.. hem ben hem diğerleri şaşkınlıkla dans ettik desem yeri heralde.. Arapça söyledi bu şarkıları.. progresif, pop, oryantel, jazz.. ritimle dans ederken bir saniye sonra omuz titretirken bulduk kendimizi.. çok kalabalıktı, çok etkileşimliydi.. ben karar verdim, Hindi Zahra ne zaman gelse ben onlayım..

    tabii bu muhteşem müziğin ve benim dansetmeye doyamadığım akşamın bir de güzel sebebi vardı.. sevgilimin bana doğum günü hediyesi.. ah nasıl makbule geçti, nasıl muhteşem bir hediyeydi anlatamam.. bir tek beni o gece görseydiniz anlardınız herhalde.. diyeceğim o ki aşık olmak çok başka güzel bir şey.. o kadar ki doğumgünlerimde “annem iyi ki beni doğurmuş” diye sevin sevin seviniyorum.. sevgilimin doğumgünlerinde de annesini gidip sevesim geliyor, “ne iyi etmişsin” diye.. hani biz birbirimizi bulmasak tüm dünya yanlış olurmuş gibi.. filozoflar hayatın anlamını boşuna arar, astronotlar uzaya boşuna çıkarmış gibi.. Kuantum, karma,hamsi kuşu, izafiyet, dondurmalı irmik helvası, çektiğim fotoğraflar, kalamarlar, dinazorlar, menemen, sudan karaya adım atan ilk zavallı, zippo çakmaklar, en mis kokulu yastıklar, yaz salatasının suyu, deniz kenarları, Kabak Koyu, balığın her türlüsü, karanlıkta gözüken yıldızlar, tüm haşlanmış mısırlar, buz gibi rakı, tadına doyamadığım kitaplar, mis gibi makarnalar, temiz kokan çarşaflar, uykunun en güzel yeri, taze sıkılmış meyve suyu, işten eve dönmek, bütün uzun saçlar, kalın pofuduk çoraplar, her yaz ilk denize girişler, fotoğraf makinasının sesi, uykudan uyanırken çalan müziklerin hepsi yalan olurmuş gibi.. daha neler neler.. neler neler hatta.. hatta v.s.

    ama işte ben doğdum.. o da geldi beni buldu..

    herkes kurtuldu..

    dünya kurtuldu..

    evren kurtuldu..

    I see trees of green, red roses too. .
    I see them bloom, for me and you. .
    and I think to myself, what a wonderful world..

    winmaker’s birthday

    Cuma 5 Kasım 2010

    sprite ile rakı, donut ile küşneme gibi birbirinden farklı ama dönem dönem Zeki ile Metin, Tequila ve Bonetti gibi mükemmel uyum içinde olduğum canım arkadaşımın doğumgünü..

    sevgili Win, elim telefona gitti ama benim arayacağımı çok iyi bildiğini bildiğim için bu sefer aramamaya karar verdim.. çok değişik çok heycanlı bir arkadaşınım senin.. kıymetimi bil:)

    al yanaklı, bal dudaklı, çok şanslı, az hırslı, pembe yıldızlı, bol biralı eh biraz da Luna”lı bir yıl dilerim..

    bu sene ne yazık ki daha fotoğraf çekemediğimizden geçen seneki fotoğrafla yetinmek zorundayız..

    düttürü dünya

    Salı 12 Ekim 2010

    bu resimler için geciktim.. resimlere bakarken aklımdan geçirdiğim bu yazı için de geciktim.. cuma FilmEkimi başladı, mesai yaptım.. şimdi onu anlatmam lazım, onun için de gecikiyorum.. FilmEkimi’ni yazmaya gecikmek çok mühim değil.. ne de olsa anlatacağım filmler.. hem zaten cuma Sihirbaz’da yanıma oturan bayan yazma isteğimi biraz baltaladı.. kendisi sanki bir ödevmişçesine defterini ve kalemini hemen hazır etti ben mısırımla montumla ve çantamla koltuğa sığmaya çalışırken.. sonra izlerken de notlar aldı.. can sıkıcı.. kendi kendimi sadece film izleyebilmek için girdiğim bütün eziyetlerden dolayı  tebrik ve takdir ettim.. keşke filmlerin arasında bir saatten biraz daha fazla zaman olsaydı tabii.. zira özellikle 2008′deki FilmEkimi‘nde abondone olmuştum..  (aynı gün içinde bir İsrail – Filistin, bir Miyazaki, bir Kim Ki-duk)

    neyse konumuz FilmEkimi değil..

    konumuz benim yaklaşık bir ay önce davetli olduğum doğumgününde çekilmiş fotolara bakarken aklımdan geçenler..

    doğumgünü sahibi KüçükAdam.. (her ne kadar bence hiç de “küçük” olmasa da.. koca adam bildiğin..)

    işte ben bu fotoğraflara bakarken ve son günlerde Kafka’nın “dönüşüm”ünü yaşadığımı hissederken  “içindeki çocuk”tan bahsedenlere cevaben aklıma bir Türk Filmi sahnesi geliyor.. (bknz. Sultan) Bulut Aras’ın Şener Şen’in Sultan’la evleneceğini duyduğunda verdiği tepki.. ve sonra Ş.Ş.’in de B.A.’a verdiği cevap.. hani Şener Ş. mahalledeki herkesi mahallenin kahvesine toplamıştır ve bekçi İlyas Salman dahil hepsi kutlama babında sarhoş olmuşlardır..

    işte şu çocukların yanında ben kendimi ne zannediyorum ki.. plaza önü sigara içeniyim sadece.. her sigarada ümitlerimi, kendime olan inancımı törpülüyorum aslında .. yoksa ben sigara seven biri değilim..  kokar bi kere..

    tamam bazı benzerliklerimiz var şu yukarıdaki fotoğraftan görüleceği üzere..

    ama mesela küçük Şirinella‘yı mutlu yapan şey sadece babası tarafından havalara atılmak.. annesi tarafından azıcık tepetakla çevrilmek.. normalde yasak olan jelibonlardan özgürce yiyebilmek..

    oysa ben hala bazı şeylerin peşindeyim.. hayat geçip gidiyor.. yakalayamadıklarım o kadar çok ki.. bu sandalyede oturmaya devam ederek de ne yakalayabilirim tam kestiremiyorum..

    tebdili mekanda hayır vardır derler..

    nerde hareket orda bereket derler..

    sıkılan çuval dokuz yerinden patlar derler..

    derler de derler..

    ama bir musibet bin nasihattan iyidir de derler.. di mi?

    şimdi nerde kalmıştık.. bir bakalım..

    nerde bırakmıştık bu işin ucunu..

    korku nerde yerleşmişti içime..

    korku hala durduğu yerde mi.. yoksa o gideli çok oldu da bıçağın girdiği yerdeki yara mı hala acıyan..

    amaaaann.. zaten dünya düttürü..

    bir de ben düt.. düt..

    iyisi mi siz yazıyı boşverin, resimlere bakın.. Denizcim’in geçmiş doğumgününü kutlayın..



    günlerden bugün

    Cuma 30 Temmuz 2010

    günlerden bugün Umudella‘nın doğumgünü..

    mutlu ol deli arkadaşım.. aklına çoluğuna çocuğuna kedine köpeğine mukayyet ol.. sağlıklı ve şanslı ol.. kısmetin ve yolun hep açık olsun..

    bu sene de beraberiz..

    öpücükler..

    sui’nin doğumgünü

    Salı 16 Mart 2010

    dün sevgilimin doğumgünüydü..

    çok eğlendik.. herkes bizleydi..

    Suim.. ben hergün şükrediyorum biliyorsun değil mi?

    luna’nın doğumgünü

    Salı 9 Şubat 2010

    luna’nın doğumgünü telefonlarla, mesajlarla, yurtta, yavru vatanda, türki cumhuriyetlerde, birayla, rakıyla, balıkla, kalamarla, taş kadayıfla, pastayla, çiçekle kutlanmaya devam ediyor..

    luna çok mutlu bugün..

    kendini pamuklara sarılmış hissediyor..

    akşam düzenlemesi;bu gün de aynı yeni yıl gibi geçti..

    artık gülmekten başım ağrıyor.. çok keyifli bir gündü.. haftaya gene yapalım olmaz mı???

    tijj

    Cumartesi 26 Aralık 2009

    herşeyi bilen, herşeyi yapabilen, herşeyden anlayan yetiş süpermen’in doğumgünü..

    yetiş fantom, seni çook seviyorum..

    annie

    Cuma 27 Kasım 2009

    benim küçük ısmarlama minik elli tatlı kuzumun bugün doğumgünü..

    mutlu yıllar.. ablacığınla..

    GökçeKız’ın doğumgünü

    Pazartesi 9 Kasım 2009

    canım arkadaşım..

    cancağızım..

    iyi ki varsın..

    ne mutlu bana..

    bu kadeh senin şerefine olsun..

    nice nice..

    xxx

    winmaker’s birthday

    Cuma 6 Kasım 2009

    Win..