Lunawar
  • ANASAYFA
  • aşk pastası..

    Cuma 12 Şubat 2010

    birkaç saat sonra yola çıkıyorum..

    çok ani oldu.. yolculuk Adana’ya..

    uçakları hiç sevmiyorum.. ama katlanmama değecek bir şey için çıkıyorum yola.. (Mr. T gibi beni de bayıltsanız ya uçağa binerken..)

    yakın bir arkadaşımın yeğeni katılacak pazar sabahı aramıza.. beni bu eşsiz anı belgelemem için davet ettiler..

    ve evet, daha önce sormuştum ya.. sanırım bağamlılık yapacak.. öyle muhteşem bir an ki..

    ama söylemeden edemeyeceğim.. iki gün üst üste uçağa bineceğimi bilseydim sanırım iki gün önce sigarayı bırakmaya karar vermezdim..

    bu arada bu yandaki kırmızılı sevgilim için..

    pazar akşamına kadar burda olamadığıma göre ben de gider ayak bir süpriz yapayım istedim..

    içi nutellalı ve muzlu..

    üstü bitter çikolatalı ve çilekli..

    kakaolu keki çok şekerli çok..

    bu yol stresiyle yarısını yemesem bari..

    (hmmm.. kafiye mi oldu ne?)

    eiffel

    Pazar 3 Ocak 2010

    yeniyıl tatili bitti gitti göz açıp kapayıncaya.. kalan zamana belki bir film sığdırabilirim..

    bu yandaki resim aslında Paris’ten gelen bir magnetin üzerinden..

    tam da Ice Hotel yaram kaşınmaya başlamışken Nell 3 günlük Paris gezisinden bana o magneti getirmiş..

    (Ice Hotel’de kalmak değil çalışmak istiyorum.. inşaatında yani.. buzların içinde..)

    bakınca içlendim tabii..

    hayallerimden biri çünkü gidip Champs Elysées’deki insanların ve Eiffel’in çekebildiğim kadar fotoğrafını çekebilmek..

    şöyle güzel bir yere konuçlanmak ve günün her saatinde, yağmurda ve karda.. Eiffel’in yüzlerce fotoğrafı..

    çocukluğumda Nice’da yaşamayı hayal ettiğimi saymazsak başka da derdim yok Fransa’yla ilgili.. ne peynir ne şarap ne çikolata..

    sadece Eiffel ve fotoğraflar..

    Lindt hakkında bilmediklerim..

    Pazartesi 2 Mart 2009

    uçma fikrinden hoşlanmam.. üç kez uçağa binmişliğim vardı ama hepsi ayrı felaket..

    geçtiğimiz haftasonu uzun süredir görmediğim bir arkadaşımın doğum yapması üzerine Adana’ya gitmeye karar verdim.. cumartesi sabah erken gidip pazar akşam dönecektim.. üstelik bu ilk kez uçağa yanımda tanıdığım birileri olmadan binme deneyimim olcaktı..  aklımda birsürü dehşet sahnesi, cumartesi sabaha karşı havaalanı yolunu tuttum.. Sabiha Göçen Havalimanı terkedilmiş bir yer gibiydi.. sabahın o saatinde soğuğu iliklerimde hissedip bir de “bu kadar saat ben burda ne yapacağım” diye kara kara düşünürken bir mağazanın çikolata reyonu gözüme ilişti.. çikolata konusunda derin bilgim yoktur.. Lindt’in binbir çeşit ürününün bulunduğu standla karşı karşıya kalınca kendimi çaresiz hissettim.. uzun uzun inceledikten sonra gözüme Exellence Chili ilişti.. bir arkadaşımın evinde tesadüfen yediğim Magnum Praline Hot Chili geldi hemen aklıma.. siyah çikolatayı ağzımda erittikten sonra yayılan hafif acı beni gerçekten çok etkilemişti.. benzer bir tat yakalama umuduyla kocaman bir paket aldım..

    sonrası mı..

    iyilik güzellik..

    nefis bir uçuş.. nefis bir tat.. hem de.. Magnum’dan kat kat güzel ve akılda kalıcı..


    zihin açar..

    Cuma 6 Şubat 2009

    olacak iş değil..

    nutella’nın 5 kilogramlık kavanozları satılmaya başlanmış memleketimde..

    görseller işyerine bomba gibi düştü.. görseller diyorum, çünkü kimse görmeden inanmaz biliyorum..

    “abi nutellanın 5 kilogramlık kavanozu çıkmış”

    “yaa di mi, iski çeşmeden su diye nutella akıtacakmış..”

    forward mailler mailboxları doldurdu..

    sorduk araştırdık.. şimdilik metro cash&carry’lerde.. başka da biryede satılmaz muhtemelen.. ama en azından adres belli..

    **şimdi güzel bir pandispanya yapsak.. ikiye kesip, arasına bol nutella, bol çilek, bol muz ve kırılmış fındık parçalarını doldursak.. sonra da üzerini bolll nutellayla kaplasak.. ne güzel waffle olur..

    **kardeşi “nutella kavanozu” olmak için evden kaçan ilk abla ben olacağım galiba..