Lunawar
  • ANASAYFA
  • Tuborg Gold

    Pazar 12 Temmuz 2009

    pazar akşamüstüsü..

    hava akşamın getirdiği hafif kızıllıkla, yağmur yağabilme ihtimalinin getirdiği boğucu kızıl karanlık arasında sıkışıp kalmış.. bi sürü karınca basınçtan ve nemden boğulmuş olmalı..

    sanırım tv’yi açmamak insana zamanı unutturuyor.. (saçmalıklardan seçmelerin sıralı döngüsü.. şimdi reklamlar sosuyla..)

    luna’ya sorarsanız; Tuborg iyidir..

    luna şerbetçi otu‘nun acı tatdını pek sever..

    biranın iyisi kötüsü sorgulanmaz arkadaşlar arasında ama Tuborg Gold iyidir..

    sad sad luna

    Perşembe 18 Haziran 2009

    İstanbul’da yaşamaya başladığım ilk zamanlarda.. Tünel civarı bu kadar popüler değil iken.. kapalı bir İstanbul gününde, yaptığım uzun yürüşüşlerden birinde, kapısının önünden geçtiğim bir barda, Dave Matthews Band çalıyordu.. hiç alışık olmadığım bir şeydi.. girip bir bakmak istedim.. loş ışığında güzel müzikler eşliğinde ve Hocaoğlunun az kavrulmuş fıstıklarıyla kitap okuyabileceğim tek yer oldu kısa zamanda.. uzun süre herkesten sakladım.. ta ki sağlam arkadaşlıklar kurana kadar.. sonraları.. geçtiğimiz haftaya kadar, gittiğimiz tek adres oldu neredeyse.. uzun Eminönü yürüyüşlerimden sonra, Tünel’den Taksime çıkıp, bir bira ya da kahve içtiğim.. zamanla çalışanları da en çok sevdiğim arkadaşlarımla değişen, sadece bir bar değil de.. dertleştiğim, kafamı dağattığım, konuşup eğlendiğim tek sıcak mekan.. öyle ki.. canım sahibi, yeni açtığı yerinde sevgilimle benim düğünümü bile yaptı bundan yaklaşık 2 buçuk sene önce.. İstanbul’a ait en güzel anıların olduğu yer.. nefesim boğazıma düğümlendiğinde ayaklarımın beni götürdüğü tek yer.. kendimi müşteri değil de ordaki birçok kişi gibi oradaki bir bardak ya da küllük kadar oraya ait hissettiğim tek yer..

    şimdi bu kadar insan bir daha nasıl, nerde bir araya gelirbilemiyorum.. ismini hiç öğrenmediğim ama göre göre “tanış” olduğum bir çok kişiyle bir daha nerelerede karşılaşırız onu da bilemem..ama ne yazık ki artık Sokak Kahvesi kapandı.. arka arkaya okadar güzel şarkıyı seçip çalacak bir DJ de yok.. kahve ve bira ısmarlayacak arkadaşlar da..

    bu sabah Momo’dan haberi aldığımda kendimi biraz boşlukta hissettim..

    bana ait ve çok sevdiğim birşey elimden alınmış gibi..

    Deep Restaurant

    Cuma 24 Nisan 2009

    geçenlerde bir yazıda demiştim ya değişiklikleri sevmem.. yıllardır yemeğimi aynı restaurantta yerim diye.. (tabii istisnalar var.. ama bahsedeceğim yer beni hiç hayal kırıklığına uğratmadı..) madem böyle dedim.. bahsetmek farz oldu..

    bir önceki seneyi hatırlamıyorum ama geçen sene 23 Nisan bana yaramıştı.. bisiklet tepesinde güzel bir gün geçirmiştim.. bu sene de evde bilgisayar başında pineklerken, kuzenim dedi ki.. hadi Taksime gel, sana Deep’te yemek ısmarlayayım..

    süper bir teklif..

    Deep Restaurant’a kaç senedir gidiyoruz bilmiyorum ama kuzenler olarak bizim için Taksim’de düşünmeden gidilecek tek yer.. sanıyorum hayatımızda 8-9 senelik geçmişi var.. aynı restaurantta aynı yemeği yiyen psikopat italyan tetikçiler gibiyiz..her gittiğimizde ezberlediğimiz menüyü baştan sona okur, sonra da birbirimize “sen ne yiyeceksin” diye sormaya başlarız..

    Deep, tahta sandalye masaları ve mavi beyaz ekoseli örtüleri ile benim için herzaman en güzel dekorasyon ödülüne adaydır.. masalarda denizci fenerleri, duvarlarda denizcilikle ilgili binbir obje ve resim vardır.. genelde sakin müzikler çalar.. bazen fransızca bişiler.. bazen tribal bişiler.. küçük bir mekan olmasına rağmen masalar sıkışık ve küçücük değildir.. yemeğiniz bitse de kimse gözünüzün içine “ne zaman kalkacaksınız” der gibi bakmaz.. hesap geldiğinde de hiçbir süprizle karşılaşmassınız..

    benim favori yemeklerim.. en başta.. “çıtır tavuk salata”.. salata deyip geçmeyin.. oldukça doyurucudur.. “iki katlı kaşarlı schnitzel” efsane gibidir.. hatta yediğim en güzel fish&chips de Deep’te yapılır.. sosu muhteşemdir.. meraklısına bir çok restaurantta karşılaşamayacağı kadar seçenekte sosis de var.. resimde gördüğünüz “ızgara sebze ve pesto sos ile hazırlanmış tavuklu wrap”.. yemekler kocaman tabaklarda ve ya kızarmış patates ya da haşlanmış sebze ile servis yapılır.. her zaman için yiyebileceğinizden fazlası vardır.. ve içecek konusunda ise.. meşrubatların ve kahvelerin yanında yaklaşık beş çeşit bira ve en az on çeşit şarap seçeneği mevcut..

    Deep’e gitmek için, İstiklal Caddesinde sağda 2. araya (AkSanat’ın sokağı) giriyorsunuz.. 50 metre sonra o sokak dörtyol ağzı oluyor.. sol karşı köşede Deep mavi beyaz örtülü masalarıyla sizi bekliyor.. (yazın kapısının önündeki küçük bahçede de oturabiliyorsunuz..)

    açık adres ise.. Kurabiye Sk. No:2

    212-243 44 83