güzel hava pırasa ve internet
Perşembe 19 Mayıs 2011
pazar günü havalar birden ısınıverdi.. bir anda yaz geldi daha bir gün önce üşütürken.. güzel havada yemek yapmayı çok severim.. geçen hafta Bartın’dan dönerken biraz sebze almıştık.. bir demet pırasa.. kahvaltıdan sonra pırasayı pişirdim.. değişiklik olsun diye de biraz patates attım içine.. yemek piştikten sonra da giyinip Taksim’e doğru yola çıktık.. bir çoklarının haberi bile olmadığı bir eylem için oradaydık.. devlete söyleyecek bir şeyimiz vardı.. ve evet dediğim gibi birçoklarınızın haberi olmadı.. hiç bir televizyonda yer verilmedi hiç bir gazete yazmadı.. oysa bir avuç insan da değildik hani.. hatırı sayılır bir kalabalık vardı ve herkes aynı şeyi söylüyordu.. ama özellikle internet gazeteleri baldır bacak resimleriyle günlerine devam ettiler.. belki de zaytung bu sefer doğru söylüyordu.. hepimiz bir bilinç kaybı yaşamıştık.. bizi duyan kimse yoktu.. belki biraz dinlenmek iyi gelirdi..
oysa ben kardeşimin zekasına güveniyorum.. annem ve babamın benim zekama güvendiği gibi.. benden başka birinin onun yediğine içtiğine karışmasına gönlüm razı değil.. benim ailemde hiç kimse yapacaklarını okuyacaklarını dinleyeceklerini birinin söylemesine ihtiyaç duymuyor.. benim ailem beni özgür yetiştirdi.. bana inandığı doğruyu söyledi.. bende gördüğü yanlışı söyledi.. kızdı, ceza verdi.. ama bunlara “inanmam” için bana baskı yapmadı.. ben kimilerine göre “kötü” bir insan olabilirim.. kimilerine göre belki “ahlaksız” ama çalmadım, cana kastetmedim, hak yemedim.. kimseye “benim söylediğim doğru, böyle yapacaksın” demedim.. 18 yaşında çoktan servet sahibi olanların babalarından ne okuyacağımı öğrenecek değilim.. eğer bu bana dayatılacaksa bu beni daha “akıllı ve ahlaklı” yapmayacak.. tüm köşelerim dokunanın ellerini kesecek kadar sivri olacak.. ta ki kendimi de kesene kadar..
bugün Taksim’de sevgililer yan yana oturmasın diye baskı yapanlar yarın bize daha neler yapacak.. belki de yanyana oturan sevgilileri saçlarından sürüyecekler ve çevredeki kimse “dur” diyemeyecek.. korku toplumu çok da uzakta değil şimdi.. alkol alıp almayacaklarına karar veremeyen sabiiler haziran’da devletin başında kim olacağına karar vermek için sandık başında olacak.. belki de bellerinde silahlarıyla..
benim tesellim en azından ayık olacaklar:)
pırasaya gelince.. böyle bir yazıya alet olduğu için acaba yasaklı kelimeler arasına girer mi diye merak ettim sadece..






bloglarda “2009 neden iyi geçti” yazıları yazılırken ben 2009′un neden kötü geçtiğini 1552 madde halinde sıralayabilecek bir durumdaydım 2 gün öncesine kadar.. 1. madde 2008′e çok benzemesiydi sanırım.. yeni başladığım (Galata Fotoğrafhanesi; stüdyo fotoğrafçılığı) kursumun 2. dersinden çıkıp Win’le buluşup da 3-5 bira içerken farkettim ki kader ağlarını usulca etrafımda örüyormuş bile.. birileri benim hayali kurmaktan yorgun düştüğüm şeyler için hala umut besleyip üstelik bana inanmaktan vazgeçmiyormuş.. ayrıca ben zorlamayı bırakıp sadece yakınmaya mı başlamışım ne? o gece eve koşarak da gelebilirdim uçarak da..