canını sevdiğimin Güney Korelileri çok güzel film yapıyorlar yahu.. aşkları bir tuhaf hayatları bir garip..
Cast Away on the Moon‘la şans eseri karşılaştım, dün akşam izledik.. öncelikle uyarayım, her G. Kore filmi gibi biraz uzunca ama sıkmıyorlar da aynı zamanda..
şimdi konumuz şu..
filmimiz başrol oyuncusu Min-heui Hong telefonda bankayla konuşurken başlıyor.. batmış.. kamera uzaklaştığında elemenımızın bir köprünün trabzanına çıkmış atlamak üzere olduğunu görüyoruz.. atlıyor da..
ama herşey o kadar basit değil.. bir süre sonra bir adada gözünü açıyor.. ada da ada ha.. Han nehri ortasında bir adacık ama yüzme bilmeyene her yer ıssız ada..
işte böylelikle Min-heui Hong’un Cast Away hayatı başlamış oluyor..
gelelim diğer baş rol oyuncumuza.. o da bir sebepten ötürü, bu sebepler bize bırakılmış, kendini odasına hapsetmiş, internet üzerinden yalancı bir hayat yaşayan So-yeon Jang.. (bu ne güzellik..)
en sevdiği şeylerden biri geceleri “ay” ın fotoğraflarını çekmek.. bir de tatbikat günlerinde “gündüz” sokakları fotoğraflamak.. çünkü o zamanlarda sokaklarda hiç insan olmamasından çok hoşlanıyor ve kendini ayın üzerinde gibi hafif hissedebiliyor.. taa ki adadaki adamı görene kadar..
işte tam o andan sonra tuhaflıklar iki katına çıkıyor ve bir de üzerine iletişime geçebiliyorlar..
ben filmden çok keyif aldım, çok yorgun olduğum bir günde bu kadar uzun film izlemek biraz zor geldi ama hiç düşünmeden tavsiye ederim..
biraz eğlenceli vakit geçirmek ve tuahaf bir film izlemek isterseniz..