evde tek başına
Cumartesi 26 Mart 2011
dün demiştim ya yarın Alaçatı’da olacağım diye.. işte olmadı.. ben İstanbul’da evimdeyim.. midemde iki günlük bir sızı.. böyle ani kararlar beni genelde şoka sokar, ne yapacağımı bilemem ve ne yapacağımı bilemezsem sinirli olurum.. bu sefer öyle olmadı.. ama iyi bir ders aldım.. bundan sonra kimseye beni çok mutlu edecek birşeyden bahsetmeyeceğim.. ta ki gerçek olana dek.. çok tesadüf batıl inanç doğurur, o batıl inanç bende çoktan doğdu.. bundan sonra ağzımı açmayacağım..
boynu bükük valizimiz..

sabahın 5:30unda kalktım.. yazdım.. okudum.. kahve içtim..


sonra sevgilimle güzel bir kahvaltı yaptık..
sevgilim gitti..
ben de madem Alaçatı’da fotoğraf çekecektim, o zaman evde çekeyim dedim.. evdeki bütün ıvır zıvırlar burda..
annesinin kızına nazar değmesin diye aldığı yüzük.. hiç çıkarmamak lazım herhalde..

bu Annie’nin benim için boyadığı teneke kutulardan biri.. ben onu dikiş kutusu yaptım..

Annie’nin benim için boyadığı başka şeyler de var.. mesela mutfak dolapları.. bu dolaplar atılmayı beklerken Annie onları zımparalayıp benim için boyadı.. İsveç tarzı da neymiş..


okunan güzel kitaplar..

ve okunmayı bekleyenler..

bunlar açmasını beklediğim sümbüller..

bunlar da masamı şenlendirip küçücük boylarına bakmadan evi mis gibi kokutan sümbüller..

mideme iyi gelsin diye demlediğim yasemin çayı.. bir faydası olmadı galiba ama onu sadece kokusu yüzünden bile içerim..



bu da Polonyalı arkadaşımız Kaisa’nın Luna’ya hediyesinden arta kalan kutu.. kendisi kapağındaki bu güzel resimlerden ötürü değerlendirilmeyi hakediyor.. düşüneceğiz birşeyler..

aslında resmini çektiğim birşey daha var..
ne zamandır kuskus yapmayı planlıyordum ama bir türlü zaman ayıramamıştım.. işte o kuskusu bugün yaptım.. bence çok güzel oldu.. ama onun ayrı bir postu olsun, hakediyor bence..
Alaçatı’ya gidemediğim için üzgündüm ama güzel bir gün geçirmişim sanırım dğil mi?
Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu.. adı beni benden aldı kitabın.. ama tam da kitap almaya ara vermişken hiç de ucuz olmayan bir fiyatla çıkıverince zamansız geçici bir panik yaşamıştım.. benim canım kuzenlerim acımışlar deli halime doğum günü hediyesi alıvermişler bana.. sevdim sarıldım.. malumunuz
bu yandaki güzellik Ayşe İpek..
bugün Kızıl Kaplan ile günlük selamlaşmalarımız arasında İstanbul’daki havayı sordu bana.. Bursa’da lapa lapa kar yağıyormuş.. Kızıl Kaplan bayılır kara.. ne de olsa o bir snowboardcu.. (bu yazı motorsikletle ilgili olsaydı onun için motorcu, tenisle ilgili olsaydı tenisçi, müzikle ilgili olsaydı süper bir baterist de diyebilirdim ama bu yazı Bursa ve karla ilgili:)) neyse.. ne diyordum.. evet kar..