Lunawar
  • ANASAYFA
  • Archivio di Kasım 2010

    bir tatil bir ben..

    Salı 23 Kasım 2010

    baktım, en son bir kahvaltı yazısı yazmışım.. bu seferki de ilk bakışta öyle görülebilir ama aslında değil (!) bu yazı kahvaltı-altı yazısı.. kahvaltıya 1 saat kala.. kahvaltıdan önce.. v.s.

    10 gün olmuş.. kimsenin de beni dürttüğü yok.. hiç mi birşey yok.. hiç mi film izlemiyosun.. hiç mi kitap okumuyosun.. hiç mi fotoğraf çekmiyosun diyen yok..

    bundan sonra böyle.. siz benden hesap sormassanız ben sizden soracağım.. ona göre.. çirkefliğim hiç çekilmez, baştan söyliyeyim..

    şimdi.. gelelim geçen 10 güne..

    biz çalışanlar için “tatil” olarak nitelendirilen Kurban Bayramı vesilesiyle Edremit’e gittik.. ben sevgilim kardeşim sevgilimin annesi.. gezdik biraz.. biraz da tembellik ettik..

    işte günün erken saatinde gözlerini açıp balkona yerleşen benim, kahvaltı öncesi kahvem kurabiyem ve kitabım..

    şimdi kitap burda çok önemli.. aslında sevgilime almıştım ama onun okumasını bekleyemedim.. Clive Barker’ın Muhteşem Gizli Gösteri‘si.. kocaman bir kitap olduğunu görünce çok sevinmiştim.. ama sonra baktım bir serinin ilk kitabıymış.. sevindim bir yandan, bir yandan da canımı sıktı tabii.. “şimdi buna başladık.. devam kitabı ne zaman çıkacak kim bilir” kaygıları aldı gitti.. eh bir de pahallıca tabii.. ama olsun diyorum.. Clive Barker çok güzel anlatıyor.. tuğla ağırlığında bir kitapla geziyorum yani şimdilerde..

    kurabiyeye gelince, o bir muamma.. kendisiyle Ayvalık’ta karşılaştık.. sakızlı – zeytinyağlı kendisi.. olan var olmayan var.. anlatıp da canınızı sıkmayayım..

    neyse.. tatilimin en güzel saatleriydi bu sabahlar.. sevgilimle Ayvalık gezimizi saymassak.. o günün sabahı bir yağmur yağdı ki.. gök delindi sanki.. ben de bir kahve daha içtim.. sonra bir tane daha.. miss gibi yağmur kokusu, kitap, kahve..

    bu üçlüde anlam arayan kimse yok.. ne güzel di mi?

    yumurtalı ekmek..

    Cumartesi 13 Kasım 2010

    bu sabah yine hava aydınlanmadan kalktım.. yolculuk öncesi stresi diyelim.. (çünkü normalde öğlenlere kadar uyurum da ben !)

    kahve kahve derken midemin sırtıma doğru çekilmesiyle tam bir haftadır aklımda olan düşünce yeniden canlandı..

    ne zamandır yumurtalı ekmek yemiyordum..

    kızartma fikri de cazip gelmiyordu..

    değişik şekillerde yumurtalı ekmek yapıyordum hayalimde..

    herşey çok spontane gelişti..

    bir kaç dilim tost ekmeği kalmış..

    2 yumurta kırılıp çırpıldı..

    ekmekler yumurtaya bulandı..

    az yağlı tavada ters yüz edildi..

    yüz edilen ekmeklerin üzerine birer dilim kaşar kondu..

    sonra..

    ohhh..

    şimdi uyusam mı çanta mı hazırlasam kararsızım..

    bir de.. sanırım bir dahakine beyaz peynirle deneyeceğim..

    ha bir de.. 3 dilim tost ekmeği 2 yumurtayı hüp diye çekti..

    çok şaşırdım..

    magicmushrooom; annie birgün..

    Çarşamba 10 Kasım 2010

    demek ki bu işler zorla olmuyormuş.. kaç zamandır itip kakıyor dum Annie‘yi birşeyler yaz diye.. “yok” dedi, “sonra” dedi.. zamanı varmış.. şimdi yazmaya başladı.. ama sanki yazmıyor da.. çiziyor.. bir de çalıyor.. evet evet.. bir tek yazmıyor.. gerisi tamam.. bence çok güzel olmuş.. link budur.. bakın bakalım beğenecek misiniz? sonra bana haber verin ama..

    winmaker’s birthday

    Cuma 5 Kasım 2010

    sprite ile rakı, donut ile küşneme gibi birbirinden farklı ama dönem dönem Zeki ile Metin, Tequila ve Bonetti gibi mükemmel uyum içinde olduğum canım arkadaşımın doğumgünü..

    sevgili Win, elim telefona gitti ama benim arayacağımı çok iyi bildiğini bildiğim için bu sefer aramamaya karar verdim.. çok değişik çok heycanlı bir arkadaşınım senin.. kıymetimi bil:)

    al yanaklı, bal dudaklı, çok şanslı, az hırslı, pembe yıldızlı, bol biralı eh biraz da Luna”lı bir yıl dilerim..

    bu sene ne yazık ki daha fotoğraf çekemediğimizden geçen seneki fotoğrafla yetinmek zorundayız..