kayısı
Cumartesi 22 Mayıs 2010
yediğiniz meyvelerin çekirdeklerini çöpe değil toprak olan bir yerlere atın olur mu?
onlar çöp değil..
çöp torbaları onları öldürür..

yediğiniz meyvelerin çekirdeklerini çöpe değil toprak olan bir yerlere atın olur mu?
onlar çöp değil..
çöp torbaları onları öldürür..

geçen hafta annem bir süpriz ziyaret yaparak yanında bir sürü yeşillikle çıka gelmişti..
alan maydonozu da onlardan biri.. güzelce yıkayıp doğrayıp soğanla kavuruyorsunuz..
sonra ister börek yapıyorsunuz isterseniz de benim yaptığım gibi içine yumurta kırıp ekmeği batıra batıra yiyorsunuz..
kendine has bir acılığı var.. oldukça aromalı bir bitki..
bahar aylarında bizim oralarda köylü kadınlarda böyle çeşit çeşit ot olur.. kimse kabak, patlıcan derdinde değildir.. çeşit çeşit otu kaynatır, kavurur yeriz..
tabii tahmin edeceğiniz gibi bu otlar için tarlalar, bahçeler yoktur.. bunlar dağda bayırda heryerde biter.. otları tanıyan biri aç kalmaz yani..
blogu takip edenler bilir, her baharda bir domates-biber-salatalık macerası başlar bende.. bu sene sadece biber çimlendirdim, onlar da sevgilimin el sürülmeyen acı biberleri.. bir de Edirne biberi.. bu biberin başka bir adı var ama şimdi hatırlayamıyorum.. kocaman, etli, uzaktan bakınca domatesi andırıyor.. ama fideleri pek nazlı.. pek ümitli değilim yani.. bir de yine annemin getirdiği bezelyelere takılıyor gözüm.. bir iki fide çimlendirsem mi diye.. neyse.. zaten becerebilirsem gelecek günlerde bir heyecan anlatırım..
bu arada alan maydonozu ve yumurta çok güzeldi.. pişirirken biraz da keçi peyniri kattım.. benden söylemesi..
uzun zamandır izlediklerimden bahsedemiyorum.. hala biriken dizileri eritmekle meşgulüm.. ama sevgilim Away We Go‘yu getirince ona bir ayrıcalık gösterdim.. iyi ki de izleyivermişiz..
benim gibi bir gözü yolda olan biri için biraz tehlikeli bir film ama yine de büyük keyifle izledim..
filmimizin kahramanlar Burt (John Krasinski) ve Verona (Maya Rudolph).. Verona altı haftalık hamiledir ve yaşadıkları hayatın doğacak bebekleri için konforsuz olduğunu düşünmektedirler.. bu fikirle kendilerine yakın hissettikleri tüm akraba ve arkadaşları ziyaret etmeye başlarlar.. bir aile olarak yaşayabilecekleri, kök salıp yıllarını geçirebilecekleri bir yuvadır aradıkları..
Amerika’yı bir ucundan diğerine geçerek değişik akraba-arkadaşların birbirinden garip hayatlarına tanık olurlar..
filmin sonunda geldikleri noktayı görmek beni çok keyiflendirdi.. tek gözümde bir damla yaşla gönül adamı gibi kalakaldım.. hem, şu yukarıdaki sahne de ne kadar tanıdık geldi bana yahu..
yazının başlığı “wind of change” mi olsun yoksa “mayıs sıkıntısı” mı bilemedim..
radyo hüzünlü şarkılar çalıyor.. her tarafta bir garip değişim hali.. kimileri istekli planlı, kimileri aniden.. kimle konuşsan değişik değişik haberler alıyorum..bu sabahtan beri garip bir ruh hali var üzerimde.. sanki herşeyi dışarıdan izliyormuşum gibi..
bugün GökçeKız‘la vedalaştık.. uzun bir yolculuğa çıkıyor.. ondan bu kadar uzakta olmak bir tekinsizlik hissi yarattı bende.. beraber “değişmekten” hoşlandığım biri o çünkü.. bu bir ay sanki o değişimine devam ederken ben geride kalacakmışım gibi bir hisse kapıldım.. çocukça di mi?
komşu koltuğum, cancağazım son bekar günlerini yaşıyor.. 10 gün sonra mutlu mesut evli olacak ama şimdi elektrik telleri üzerindeki kuş gibi..
yan penceredeki cancağazım yakın zamanda beklemediği bir ameliyat olacak.. son bir iki senedir hayatımızda sanki derdimiz az gibi aptal doktorlar ve psikopat cerrahlar var..
yakın zamanda bir arkadaşı daha uğurlamaya hazırlanıyoruz.. hayatını çok mutlu ve çok sıkıntılı yaşıyor bir süredir.. iyilerle kötüler çarpışıyor hayatında.. bugün yarın bitecek bu savaş.. sonra onun da uçup gideceği -hem de başka bir ülkeye- zaman gelecek.. tatsız (kalanlar açısından tabii..)..
bir diğer komşum bu ay hayatını ellerine almaya çalışıyor ama bu özgürlük yolu ona bedeller ödetiyor..
biz sevgilimle mayıs için büyük planlar kurmuştuk.. şimdilik herşey tepe takla dönmüş durumda.. elimiz kolumuz bağlı, kızgınlık içerisinde bekliyoruz..
Momo’yla birbuçuk aydır buluşmaya çalışıyoruz ama nafile.. bugün buluşacaktık ama kızcağızım faranjit olmuş..
başka unuttuğum var mı bilemiyorum ama tabii hepsi bu kadar değil.. ufak tefekler de hayatımızın tadı tuzu (!) olmaya devam ediyor..
iyi şeyler de var az da olsa.. annem geldi geçtiğimiz perşembe sabahı mesela.. şaşrıdık kaldık sabah sabah.. yanında bol bol tazecik yeşillik, sebze ve erik getirmiş.. kırma zeytin de cabası.. üstelik kardeşim Annie’de karnıyarık yapmayı öğrendi.. sultanlar gibiydik haftasonu..
şu mayıs bir geçse de arkası iyi gelse bari..
ellerimize ayaklarımıza su ve toprak değse..