Lunawar
  • ANASAYFA
  • Archivio di Şubat 2010

    uyku

    Çarşamba 24 Şubat 2010

    çok oldu değil mi?

    hiç mi film izlemedi bu kız, hiç mi gezip tozmadı.. anlatacak hiç mi birşey yok?!

    ne yalan söyliyeyim; tek derdim uyku şu sıralar.. her akşam başımı yastığa koyuyorum tabii ama ihtiyacım olan böyle derin derin.. uyku kokan bir uyku..

    günlük koşuşturmalarım sonunda uykusuzluk çekip devamlı fantastik - bilim kurgu rüyalar görmeme sebep olan şeyin günlük koşuşturmalarım olabileceğini söylediğinde doktor çok da önlem olabilecek şeyler yapmadım.. taa ki vücut “artık dur” deyip perşembe akşamı bana bir hastalık uydurana kadar..

    insanların “sebepsiz yere” hastalanmalarından çıkarmaları gereken mutlaka bir sonuç vardır diye düşünüyorum ben.. vücut benim biraz durmamı istedi.. ben de elimden geldiğince durdum..

    ama ihtiyacım olan şey daha farklı sanki..

    onun da bakacağız artık çaresine..

    şu resimdeki Masal Bebek.. halacığının kolundan sarkmış başı uykunun ağarlığından..

    bebekler sadece süt ve uyku kokar değil mi??

    masal

    Pazar 14 Şubat 2010

    anlatacaklarım var elbet..

    ama ilk önce Masal bebek..

    14 şubatta bundan güzel hediye olur mu?

    hayata tutunan incecik parmaklarına hayran kaldım..

    aşk pastası..

    Cuma 12 Şubat 2010

    birkaç saat sonra yola çıkıyorum..

    çok ani oldu.. yolculuk Adana’ya..

    uçakları hiç sevmiyorum.. ama katlanmama değecek bir şey için çıkıyorum yola.. (Mr. T gibi beni de bayıltsanız ya uçağa binerken..)

    yakın bir arkadaşımın yeğeni katılacak pazar sabahı aramıza.. beni bu eşsiz anı belgelemem için davet ettiler..

    ve evet, daha önce sormuştum ya.. sanırım bağamlılık yapacak.. öyle muhteşem bir an ki..

    ama söylemeden edemeyeceğim.. iki gün üst üste uçağa bineceğimi bilseydim sanırım iki gün önce sigarayı bırakmaya karar vermezdim..

    bu arada bu yandaki kırmızılı sevgilim için..

    pazar akşamına kadar burda olamadığıma göre ben de gider ayak bir süpriz yapayım istedim..

    içi nutellalı ve muzlu..

    üstü bitter çikolatalı ve çilekli..

    kakaolu keki çok şekerli çok..

    bu yol stresiyle yarısını yemesem bari..

    (hmmm.. kafiye mi oldu ne?)

    luna’nın doğumgünü

    Salı 9 Şubat 2010

    luna’nın doğumgünü telefonlarla, mesajlarla, yurtta, yavru vatanda, türki cumhuriyetlerde, birayla, rakıyla, balıkla, kalamarla, taş kadayıfla, pastayla, çiçekle kutlanmaya devam ediyor..

    luna çok mutlu bugün..

    kendini pamuklara sarılmış hissediyor..

    akşam düzenlemesi;bu gün de aynı yeni yıl gibi geçti..

    artık gülmekten başım ağrıyor.. çok keyifli bir gündü.. haftaya gene yapalım olmaz mı???

    zaman yolcusunun karısı

    Cuma 5 Şubat 2010

    bestseller kelimesi imdb puanı kadar tehlikeli olabiliyor..

    Eric Bana filminde başrol oynayınca, Audrey Niffenegger‘ın Zaman Yolcusunun Karısını okumaya heves ettim.. bir iki günde bitecek şöyle sakin, akıcı birşeyler okumak istedim.. gel gör ki “artık aşk hikayleri yazılmıyor diyenlere” kapak tanıtımıyla yayınlanan kitap özellikle “gözyaşlarımızı tutamayacağımız son 50 sayfa”ya geldiğinde demogojinin ayarını biraz fazla kaçırmış bence..

    kitabın diline ve kurguya bir diyeceğim yok da açıkçası kitabın en güzel yeri ortasıydı.. ilk 100 sayfanın sıkıcılığı ve son 50 sayfanın iç sıkan havasını çıkarırsak geriye 400 sayfalık bir tatlı aşk romanı kalıyor..

    kısaca zaman içinde kendi kontrolü dışında yolculuk yapan bir adamın hem şimdiki zaman hayatını hem de hayatının değişik zamanlarında yine zamanın başka yerlerine yaptığı yolculuklarının hikayesi.. karışık mı oldu.. evet ilk 100 sayfa biraz karışık ama olayı kavrayınca keyifli “orta” sayfalara geçiyorsunuz..

    ama ben Eric Bana’yı son 50 sayfayı canlandırırken görmek istediğime hala emin değilim..

    belli de olmaz tabii..

    stüdyo eğitiminin sonunda bir cevher

    Perşembe 4 Şubat 2010

    dediğim gibi.. fotoğraf çekiyorum.. başka da bir iş yaptığım yok.. Lost’un 6. sezonu başlamış, evde dizi inmiş beni bekler.. ama ben hala fotoğraf peşinde..

    dün akşam stüdyo eğitimin son günüydü.. bir modele ihtiyacımız vardı.. Umud‘um modelimiz olmayı kabul etti ve aman tanrım, o ne rahatlık, o ne kendine güven.. model olmak için yaratılmış benim arkadaşım.. he bir de annelik.. e tabii yazarlık da..

    yukardaki foto benim “serbest” çalışmam diyelim.. ben kendi kendime pek beğendim.. karanlık karanlık biraz esrarengiz olsun..

    minikler

    Çarşamba 3 Şubat 2010

    çalışıyorum.. fotoğraf çekiyorum..

    çalışıyorum.. uyuyorum..

    fotoğrafla ilgili düşünüyorum.. uyuyorum.. başka bir numara yok bu sıralar..

    ikizleri haftasonu görmeye gittim.. mmmmm.. mis gibiler..

    tatlı tatlı kokuyorlar.. bol bol hıçkırıyorlar.. mışıl mışıl uyuyorlar..

    melekler gibi..